Kök Analizi
a l m
17
Kullanım
10
Ayet
14
Anlam
17
Kuran
Kelime Formları (8)
17 sonuçtan 1-17 gösteriliyor
تَعۡلَمُونَ
talemun
Anlam:
bilmek
Hakkı batıl ile karıştırmayın ve bildiğiniz halde hakkı gizlemeyin.
تَعۡلَمُونَ
talemun
Anlam:
biliyorsunuz
Nitekim size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size Kitabı ve hikmeti öğreten ve size bilmediklerinizi öğreten, aranızdan bir elçi gönderdik.
تَعۡلَمُونَ
talemune
Anlam:
biliyorsunuz
Ve eğer darlık sahibi ise bir kolaylığa kadar bekleyiş vardır ve sadaka vermeniz eğer bilirseniz sizin için hayırlıdır.
أَعْلَمُ
a'lemu
Anlam:
biliyorum
Yahut o kimse gibi ki çatıları üzerine çökmüş bir kasabaya uğramıştı. Allah burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek? dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti. Ne kadar kaldın? dedi. Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldım, dedi. Hayır, yüz yıl kaldın, dedi. Yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Eşeğine bak, seni insanlara bir ayet kılmamız için. Kemiklere bak, onları nasıl birleştirip yerli yerince diziyoruz, sonra onlara et giydiriyoruz. Bu ona belli olunca, biliyorum ki Allah her şeye kadirdir, dedi.
ٱلۡعَلِيمُ
elalimu
Anlam:
Alimu
Ve hani İbrahim ve İsmail Ev'in temellerini yükseltiyordu: Rabbimiz bizden kabul et şüphesiz Sen Sen işitensin bilensin.
عَلِمُوا
alimu
Anlam:
bildiler
Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların okuyup durduklarına uydular. Süleyman kafir olmadı, fakat şeytanlar kafir oldular; insanlara sihri ve Babil'de Harut ve Marut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi, 'Biz ancak bir imtihanız, sakın kafir olma' demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. Onlardan, kişi ile eşinin arasını ayıracakları şeyleri öğreniyorlardı. Oysa Allah'ın izni olmadıkça onunla hiç kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek ve fayda sağlamayacak şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun ki onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi.
عَلِيمٌ
alimun
Anlam:
Alim
Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size çirkinliği emreder; Allah ise size kendisinden bir bağışlanma ve lütuf vadeder; Allah Vasi'dir, Alim'dir.
عَلِيمٞ
alimun
Anlam:
hakkıyla bilen
Eğer yolculukta iseniz ve bir katip bulamazsanız, o vakit alınan rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kişi emanetini ödesin ve Rabbi olan Allah’tan sakınsın. Şahitliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkardır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.
فَيَتَعَلَّمُونَ
feyeteallemune
Anlam:
öğreniyorlar
Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların okuyup durduklarına uydular. Süleyman kafir olmadı, fakat şeytanlar kafir oldular; insanlara sihri ve Babil'de Harut ve Marut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi, 'Biz ancak bir imtihanız, sakın kafir olma' demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. Onlardan, kişi ile eşinin arasını ayıracakları şeyleri öğreniyorlardı. Oysa Allah'ın izni olmadıkça onunla hiç kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek ve fayda sağlamayacak şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun ki onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi.
مَّعۡلُومَٰتٞۚ
malumatun
Anlam:
bilinen
Hac bilinen aylardır. Kim o aylarda haccı farz kılarsa, artık hacda cinsel ilişki, günah işlemek ve tartışmak yoktur. Hayır olarak ne yaparsanız Allah onu bilir. Azık edinin, şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır. Ey akıl sahipleri, benden sakının.
وَيُعَلِّمُكُم
veyuallimukum
Anlam:
öğretiyor
Nitekim size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size Kitabı ve hikmeti öğreten ve size bilmediklerinizi öğreten, aranızdan bir elçi gönderdik.
وَيُعَلِّمُكُمُ
veyuallimukumu
Anlam:
öğretiyor
Nitekim size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size Kitabı ve hikmeti öğreten ve size bilmediklerinizi öğreten, aranızdan bir elçi gönderdik.
وَيُعَلِّمُهُمُ
veyuallimuhum
Anlam:
öğretiyor
Rabbimiz, onların arasından onlara senin ayetlerini okuyan, onlara kitabı ve hikmeti öğreten ve onları arındıran bir elçi gönder. Şüphesiz sen, mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.
يُعَلِّمَانِ
yuallimani
Anlam:
öğretiyorlar (o ikisi)
Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların okuyup durduklarına uydular. Süleyman kafir olmadı, fakat şeytanlar kafir oldular; insanlara sihri ve Babil'de Harut ve Marut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi, 'Biz ancak bir imtihanız, sakın kafir olma' demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. Onlardan, kişi ile eşinin arasını ayıracakları şeyleri öğreniyorlardı. Oysa Allah'ın izni olmadıkça onunla hiç kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek ve fayda sağlamayacak şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun ki onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi.
يَعۡلَمۡهُ
ya'lemhu
Anlam:
bilir
Hac bilinen aylardır. Kim o aylarda haccı farz kılarsa, artık hacda cinsel ilişki, günah işlemek ve tartışmak yoktur. Hayır olarak ne yaparsanız Allah onu bilir. Azık edinin, şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır. Ey akıl sahipleri, benden sakının.
يَعْلَمُونَ
ya'lemune
Anlam:
biliyorlar
Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların okuyup durduklarına uydular. Süleyman kafir olmadı, fakat şeytanlar kafir oldular; insanlara sihri ve Babil'de Harut ve Marut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi, 'Biz ancak bir imtihanız, sakın kafir olma' demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. Onlardan, kişi ile eşinin arasını ayıracakları şeyleri öğreniyorlardı. Oysa Allah'ın izni olmadıkça onunla hiç kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek ve fayda sağlamayacak şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun ki onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi.
يُعَلِّمُونَ
yuallimune
Anlam:
öğretiyorlar
Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların okuyup durduklarına uydular. Süleyman kafir olmadı, fakat şeytanlar kafir oldular; insanlara sihri ve Babil'de Harut ve Marut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi, 'Biz ancak bir imtihanız, sakın kafir olma' demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. Onlardan, kişi ile eşinin arasını ayıracakları şeyleri öğreniyorlardı. Oysa Allah'ın izni olmadıkça onunla hiç kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek ve fayda sağlamayacak şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun ki onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi.