فَإِنۡ ءَامَنُواْ بِمِثۡلِ مَآ ءَامَنتُم بِهِۦ فَقَدِ ٱهۡتَدَواْۖ وَّإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنَّمَا هُمۡ فِي شِقَاقٖۖ فَسَيَكۡفِيكَهُمُ ٱللَّهُۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ
Eğer onlar sizin inandığınızın benzerine inanırlarsa, kuşkusuz doğru yolu bulmuş olurlar; eğer yüz çevirirlerse, onlar ancak bir ayrılık içindedirler. Onlara karşı Allah sana yetecektir. O, işitendir, bilendir.
fain amanu bimisli ma amantum bihi fekadi ihtadev vein tevellev feinnema hüm fi şikak feseyekfikehüm Allah ve hüve es-semiu el-alim
Kelime Analizi
Morfolojik ve sentaks yapısı - 19 kelime
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | فَإِنۡ fain | ve Edat sonra, böylece, eğer | - |
2 | ءَامَنُواْ amanu | inandılar Fiil iman ettiler | ء م ن |
3 | بِمِثۡلِ bimisli | benzeri İsim mislini, ile, gibi | م ث ل |
4 | مَآ ma | şey Zamir ki o | - |
5 | ءَامَنتُم amantum | inandınız Fiil iman ettiniz | ء م ن |
6 | بِهِۦ bihi | ona Edat | - |
7 | فَقَدِ fekadi | artık Edat muhakkak, gerçekten, kesinlikle | - |
8 | ٱهۡتَدَواْ ihtadev | doğru yolu buldular Fiil hidayete erdiler | ه د ي |
9 | وَّإِن vein | ve Edat fakat, eğer | - |
10 | تَوَلَّوۡاْ tevellev | yüz çevirdiler Fiil döndüler | و ل ي |
11 | فَإِنَّمَا feinnema | artık Edat HASR şüphesiz, ancak, sadece | - |
12 | هُمۡ hüm | onlar Zamir | - |
13 | فِي fi | içinde Edat konusunda | - |
14 | شِقَاقٖ şikak | ayrılık İsim muhalefet, parçalanma | ش ق ق |
15 | فَسَيَكۡفِيكَهُمُ feseyekfikehüm | yetecektir Fiil kafi gelecektir, ve, böylece | ك ف ي |
16 | ٱللَّهُ Allah | Allah Özel İsim İlahi İsim | ا ل ه |
17 | وَهُوَ ve hüve | ve Edat O | - |
18 | ٱلسَّمِيعُ es-semiu | her şeyi işiten Sıfat İlahi İsim Sıfat Semi | س م ع |
19 | ٱلۡعَلِيمُ el-alim | her şeyi bilen Sıfat İlahi İsim Sıfat Alim | ع ل م |
İlişkili Ayetler