۞يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّبِعُواْ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيۡطَٰنِۚ وَمَن يَتَّبِعۡ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيۡطَٰنِ فَإِنَّهُۥ يَأۡمُرُ بِٱلۡفَحۡشَآءِ وَٱلۡمُنكَرِۚ وَلَوۡلَا فَضۡلُ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ وَرَحۡمَتُهُۥ مَا زَكَىٰ مِنكُم مِّنۡ أَحَدٍ أَبَدٗا وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يُزَكِّي مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٞ
Ey iman edenler, Şeytan'ın adımlarını takip etmeyin. Kim Şeytan'ın adımlarını takip ederse, şüphesiz o hayasızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer üzerinizde Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, sizden hiç kimse ebediyen temizlenmezdi. Fakat Allah dilediğini temizler. Allah işitendir, bilendir.
ya eyyuha ellezine amenu la tettebiu hutuvat eş-şeytan vemen yettebi' hutuvat eş-şeytan feinnehu ye'muru bilfahşa' velmunker velevla fadlu Allah aleykum verahmetuhu ma zeka minkum min ahadin ebeda velakinne Allah yuzekki men yeşa'u vallahu semi'un alimun
وَلَا يَأۡتَلِ أُوْلُواْ ٱلۡفَضۡلِ مِنكُمۡ وَٱلسَّعَةِ أَن يُؤۡتُوٓاْ أُوْلِي ٱلۡقُرۡبَىٰ وَٱلۡمَسَٰكِينَ وَٱلۡمُهَٰجِرِينَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۖ وَلۡيَعۡفُواْ وَلۡيَصۡفَحُوٓاْۗ أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغۡفِرَ ٱللَّهُ لَكُمۡۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٌ
Sizden fazilet ve servet sahibi olanlar, akrabalarına, miskinlere ve Allah yolunda hicret edenlere vermeyeceklerine yemin etmesinler. Affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
va la ya'tali ulu el-fadl minkum ves-sa'ati en yu'tu uli el-kurba vel-masakin vel-muhajirin fi sabil Allah vel-ya'fu vel-yasfahu ela tuhibbun en yağfira Allah lakum vallahu gafur rahim
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَرۡمُونَ ٱلۡمُحۡصَنَٰتِ ٱلۡغَٰفِلَٰتِ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ لُعِنُواْ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِ وَلَهُمۡ عَذَابٌ عَظِيمٞ
Şüphesiz iffetli, habersiz, mümin kadınlara iftira atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir ve onlar için büyük bir azap vardır.
inna ellezine yermune el-muhsanati el-ğafilati el-mu'minati lu'inu fi ed-dunya ve el-ahirati ve lehum azabun azimun
يَوۡمَ تَشۡهَدُ عَلَيۡهِمۡ أَلۡسِنَتُهُمۡ وَأَيۡدِيهِمۡ وَأَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
O gün, dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına dair aleyhlerine şahitlik edecektir.
yevme teşhedu aleyhim elsinetuhum ve eydihim ve erjuluhum bima kanu ya'melune
يَوۡمَئِذٖ يُوَفِّيهِمُ ٱللَّهُ دِينَهُمُ ٱلۡحَقَّ وَيَعۡلَمُونَ أَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡحَقُّ ٱلۡمُبِينُ
O gün Allah onlara hak ettikleri karşılığı tam olarak verecek ve onlar Allah'ın apaçık Hak olduğunu bileceklerdir.
yawma'izin yuvaffihimu Allah dinahumu el-Hakk vaya'lamuna anna Allaha huva el-Hakk el-Mubin
ٱلۡخَبِيثَٰتُ لِلۡخَبِيثِينَ وَٱلۡخَبِيثُونَ لِلۡخَبِيثَٰتِۖ وَٱلطَّيِّبَٰتُ لِلطَّيِّبِينَ وَٱلطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَٰتِۚ أُوْلَـٰٓئِكَ مُبَرَّءُونَ مِمَّا يَقُولُونَۖ لَهُم مَّغۡفِرَةٞ وَرِزۡقٞ كَرِيمٞ
Kötü kadınlar kötü erkekler içindir, kötü erkekler kötü kadınlar içindir. İyi kadınlar iyi erkekler içindir, iyi erkekler iyi kadınlar içindir. İşte onlar, söylediklerinden uzaktırlar. Onlar için bağışlanma ve cömert bir rızık vardır.
elhabisat lilhabisin ve elhabisun lilhabisat ve et-tayyibat lit-tayyibin ve et-tayyibun lit-tayyibat ulaike muberraun mimma yekulun lehum mağfiratun ve rizkun kerimun
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَدۡخُلُواْ بُيُوتًا غَيۡرَ بُيُوتِكُمۡ حَتَّىٰ تَسۡتَأۡنِسُواْ وَتُسَلِّمُواْ عَلَىٰٓ أَهۡلِهَاۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٞ لَّكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ
Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, sahipleriyle tanışıp izin almadan ve onlara selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır, umulur ki öğüt alırsınız.
ya eyyuha ellezine amenu la tedhulu buyuten ğayra buyutikum hatta testenisu ve tüsellimu ala ehliha zalikum hayrun lekum leallekum tezekkerun
فَإِن لَّمۡ تَجِدُواْ فِيهَآ أَحَدٗا فَلَا تَدۡخُلُوهَا حَتَّىٰ يُؤۡذَنَ لَكُمۡۖ وَإِن قِيلَ لَكُمُ ٱرۡجِعُواْ فَٱرۡجِعُواْۖ هُوَ أَزۡكَىٰ لَكُمۡۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ عَلِيمٞ
Eğer onda hiç kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Ve eğer size 'dönün' denilirse, dönün. Bu sizin için daha temizdir. Ve Allah, yaptıklarınızı bilendir.
fein lem tejidû fiha ahaden fela tedhuluha hatta yu'zene lekum vein kile lekumu irjiu feirjiu huve ezka lekum vallahu bima ta'melune alim
لَّيۡسَ عَلَيۡكُمۡ جُنَاحٌ أَن تَدۡخُلُواْ بُيُوتًا غَيۡرَ مَسۡكُونَةٖ فِيهَا مَتَٰعٞ لَّكُمۡۚ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا تَكۡتُمُونَ
Sizin için, içinde eşyanız bulunan, oturulmayan evlere girmenizde bir günah yoktur. Allah, neyi açığa vurduğunuzu ve neyi gizlediğinizi bilir.
leysa aleykum cunahun en tedhulu buyutan ğayra meskunetin fiha metaun lakum vallahu ya'lemu ma tubdune vema tektumune
قُل لِّلۡمُؤۡمِنِينَ يَغُضُّواْ مِنۡ أَبۡصَٰرِهِمۡ وَيَحۡفَظُواْ فُرُوجَهُمۡۚ ذَٰلِكَ أَزۡكَىٰ لَهُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرُۢ بِمَا يَصۡنَعُونَ
Mümin erkeklere söyle: Bakışlarını indirsinler ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha temizdir. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarından haberdardır.
kul lil-mu'minine yağuddu min ebsarihim ve yahfazu furucahum zalike ezka lehum inne Allaha habirun bima yasna'une
وَقُل لِّلۡمُؤۡمِنَٰتِ يَغۡضُضۡنَ مِنۡ أَبۡصَٰرِهِنَّ وَيَحۡفَظۡنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبۡدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنۡهَاۖ وَلۡيَضۡرِبۡنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَىٰ جُيُوبِهِنَّۖ وَلَا يُبۡدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوۡ ءَابَآئِهِنَّ أَوۡ ءَابَآءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوۡ أَبۡنَآئِهِنَّ أَوۡ أَبۡنَآءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوۡ إِخۡوَٰنِهِنَّ أَوۡ بَنِيٓ إِخۡوَٰنِهِنَّ أَوۡ بَنِيٓ أَخَوَٰتِهِنَّ أَوۡ نِسَآئِهِنَّ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُنَّ أَوِ ٱلتَّـٰبِعِينَ غَيۡرِ أُوْلِي ٱلۡإِرۡبَةِ مِنَ ٱلرِّجَالِ أَوِ ٱلطِّفۡلِ ٱلَّذِينَ لَمۡ يَظۡهَرُواْ عَلَىٰ عَوۡرَٰتِ ٱلنِّسَآءِۖ وَلَا يَضۡرِبۡنَ بِأَرۡجُلِهِنَّ لِيُعۡلَمَ مَا يُخۡفِينَ مِن زِينَتِهِنَّۚ وَتُوبُوٓاْ إِلَى ٱللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar, ziynetlerini görünen kısımları hariç açığa vurmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine örtsünler. Ziynetlerini kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kardeşlerinden, kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kadınlarından, sahip oldukları cariyelerinden, cinsel istek duymayan erkek hizmetçilerden veya kadınların avret yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hepiniz Allah'a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz.
ve kul lil-mu'minat yağdudne min absarihinne ve yahfazne furucahunne ve la yubdine zinatahunne illa ma zahara minha vel-yadribne bihumurihinne ala cuyubihinne ve la yubdine zinatahunne illa libu'ulatihinne ev aba'ihinne ev aba'i bu'ulatihinne ev ebna'ihinne ev ebna'i bu'ulatihinne ev ihvanihinne ev beni ihvanihinne ev beni ehavatihinne ev nisa'ihinne ev ma malakat eymanuhunne evi et-tabi'ine gayri ulil il-irbati minar ricali evi et-tıfli ellezine lem yazharu ala avrati en-nisa'i ve la yadribne bi'arculihinne liyu'lama ma yuhfine min zinatihinne ve tubu ila Allahi cami'an eyyuhe el-mu'minun le'allekum tuflihun
وَأَنكِحُواْ ٱلۡأَيَٰمَىٰ مِنكُمۡ وَٱلصَّـٰلِحِينَ مِنۡ عِبَادِكُمۡ وَإِمَآئِكُمۡۚ إِن يَكُونُواْ فُقَرَآءَ يُغۡنِهِمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦۗ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٞ
Bekarlarınızı ve kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer fakir iseler, Allah onları lütfundan zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olandır, her şeyi bilendir.
veenkihu el-eyama minkum ves-salihin min ibadikum ve imaikum in yekunu fukarae yuğnihimu Allahu min fadlihi vallahu vasiun alimun
وَلۡيَسۡتَعۡفِفِ ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتَّىٰ يُغۡنِيَهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦۗ وَٱلَّذِينَ يَبۡتَغُونَ ٱلۡكِتَٰبَ مِمَّا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُكُمۡ فَكَاتِبُوهُمۡ إِنۡ عَلِمۡتُمۡ فِيهِمۡ خَيۡرٗاۖ وَءَاتُوهُم مِّن مَّالِ ٱللَّهِ ٱلَّذِيٓ ءَاتَىٰكُمۡۚ وَلَا تُكۡرِهُواْ فَتَيَٰتِكُمۡ عَلَى ٱلۡبِغَآءِ إِنۡ أَرَدۡنَ تَحَصُّنٗا لِّتَبۡتَغُواْ عَرَضَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۚ وَمَن يُكۡرِههُّنَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ مِنۢ بَعۡدِ إِكۡرَٰهِهِنَّ غَفُورٞ رَّحِيمٞ
Evlilik imkanı bulamayanlar, Allah onları lütfundan zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sağ ellerinizin sahip olduğu kölelerden mukatebe isteyenlerle, eğer onlarda bir hayır görürseniz, mukatebe sözleşmesi yapın. Ve onlara Allah'ın size verdiği maldan verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, iffetli kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zorlarsa, şüphesiz Allah onların zorlanmasından sonra çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
veliyesta'fif ellezine la yecidune nikahan hatta yuğniyehumu Allah min fadlihi vellezine yebteğune el-kitabe mimma meleket eymanukum fekatibuhum in alimtum fihim hayran veatuhum min mali Allah ellezi atakum vela tukrihu feteyatikum ala el-biğai in aredne tehassunen litebteğu arada el-hayat ed-dunya vemen yukrihhunne feinne Allah min ba'di ikrahihinne ğafurun rahimun
وَلَقَدۡ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكُمۡ ءَايَٰتٖ مُّبَيِّنَٰتٖ وَمَثَلٗا مِّنَ ٱلَّذِينَ خَلَوۡاْ مِن قَبۡلِكُمۡ وَمَوۡعِظَةٗ لِّلۡمُتَّقِينَ
Andolsun ki size apaçık ayetler, sizden önce gelip geçmiş olanların örneklerini ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik.
velekad enzelnâ ileykum âyâtin mubeyyinâtin vemeselen mine ellezine halav min kablilum vemev'izaten lilmuttekine
۞ٱللَّهُ نُورُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ مَثَلُ نُورِهِۦ كَمِشۡكَوٰةٖ فِيهَا مِصۡبَاحٌۖ ٱلۡمِصۡبَاحُ فِي زُجَاجَةٍۖ ٱلزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوۡكَبٞ دُرِّيّٞ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٖ مُّبَٰرَكَةٖ زَيۡتُونَةٖ لَّا شَرۡقِيَّةٖ وَلَا غَرۡبِيَّةٖ يَكَادُ زَيۡتُهَا يُضِيٓءُ وَلَوۡ لَمۡ تَمۡسَسۡهُ نَارٞۚ نُّورٌ عَلَىٰ نُورٖۚ يَهۡدِي ٱللَّهُ لِنُورِهِۦ مَن يَشَآءُۚ وَيَضۡرِبُ ٱللَّهُ ٱلۡأَمۡثَٰلَ لِلنَّاسِۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. Lamba bir cam içindedir. Cam, sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. O (lamba), ne doğuya ne de batıya ait mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Neredeyse yağı, ateş değmese bile ışık verir. Nur üstüne nurdur. Allah, dilediğini nuruna iletir. Allah insanlara misaller verir. Allah her şeyi bilendir.
Allah nuru es-semavati ve el-ard meselu nurihi ke mişkatin fiha misbahun el-misbahu fi zujajetin ez-zujajetu keenneha kevkebun dürriyyun yûkadu min şeceretin mubaraketin zeytunetin la şarkiyyetin ve la garbiyyetin yekadu zeytuha yudiiu ve lev lem temseshu narun nurun ala nurin yehdi Allah linurihi men yeşau ve yadribu Allah el-emsale lin-nasi ve Allah bikulli şeyin alimun
فِي بُيُوتٍ أَذِنَ ٱللَّهُ أَن تُرۡفَعَ وَيُذۡكَرَ فِيهَا ٱسۡمُهُۥ يُسَبِّحُ لَهُۥ فِيهَا بِٱلۡغُدُوِّ وَٱلۡأٓصَالِ
Allah'ın yükseltilmesine ve içinde isminin anılmasına izin verdiği evlerde, sabah ve akşam O'nu tesbih ederler.
fi buyutin ezine Allahu en turfea ve yuzkere fiha ismuhu yusabbihu lehu fiha bil-ğuduvvi vel el-asali
رِجَالٞ لَّا تُلۡهِيهِمۡ تِجَٰرَةٞ وَلَا بَيۡعٌ عَن ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَإِقَامِ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءِ ٱلزَّكَوٰةِ يَخَافُونَ يَوۡمٗا تَتَقَلَّبُ فِيهِ ٱلۡقُلُوبُ وَٱلۡأَبۡصَٰرُ
Öyle erler ki ne ticaret ne de alışveriş onları Allah'ı anmaktan, namazı ikame etmekten ve zekatı vermekten alıkoyar. Onlar, kalplerin ve gözlerin alt üst olacağı bir günden korkarlar.
rijalun la tulhihim tijaratun wala bay'un an dhikri Allahi wa iqami as-salati wa itai az-zakati yakhafuna yawman tataqallabu fihi al-qulubu wal-absaru
لِيَجۡزِيَهُمُ ٱللَّهُ أَحۡسَنَ مَا عَمِلُواْ وَيَزِيدَهُم مِّن فَضۡلِهِۦۗ وَٱللَّهُ يَرۡزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيۡرِ حِسَابٖ
Allah onları yaptıklarının en güzeliyle ödüllendirsin ve lütfundan artırsın diye. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.
li yecziye humu Allah ahsane ma amilu ve yezidehum min fadlihi ve Allah yerzuku men yeşa'u bigayri hisab
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَعۡمَٰلُهُمۡ كَسَرَابِۭ بِقِيعَةٖ يَحۡسَبُهُ ٱلظَّمۡـَٔانُ مَآءً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَهُۥ لَمۡ يَجِدۡهُ شَيۡـٔٗا وَوَجَدَ ٱللَّهَ عِندَهُۥ فَوَفَّىٰهُ حِسَابَهُۥۗ وَٱللَّهُ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ
İnkar edenlere gelince, amelleri düz bir çöldeki serap gibidir. Susayan onu su sanır. Nihayet ona geldiğinde hiçbir şey bulamaz. Ve yanında Allah'ı bulur, O da hesabını tastamam görür. Allah hesabı çabuk görendir.
ve ellezine keferu a'maluhum keserabin bikiatin yahsebuhu ez-zam'anu maen hatta iza caehu lem yecidhu şey'en vevecade allah indahu feveffahu hisabehu vallah seriu el-hisabi
أَوۡ كَظُلُمَٰتٖ فِي بَحۡرٖ لُّجِّيّٖ يَغۡشَىٰهُ مَوۡجٞ مِّن فَوۡقِهِۦ مَوۡجٞ مِّن فَوۡقِهِۦ سَحَابٞۚ ظُلُمَٰتُۢ بَعۡضُهَا فَوۡقَ بَعۡضٍ إِذَآ أَخۡرَجَ يَدَهُۥ لَمۡ يَكَدۡ يَرَىٰهَاۗ وَمَن لَّمۡ يَجۡعَلِ ٱللَّهُ لَهُۥ نُورٗا فَمَا لَهُۥ مِن نُّورٍ
Veya derin bir denizdeki karanlıklar gibidir ki onu bir dalga örter, onun üstünden bir dalga daha, onun üstünden de bir bulut. Kat kat karanlıklar; elini çıkardığında neredeyse onu göremez. Kime Allah bir nur vermezse, onun için hiçbir nur yoktur.
ev ke zulümatin fi bahrin lucciyyin yağşahu mevcun min fevkıhi mevcun min fevkıhi sahabun zulümatun ba'duha fevka ba'dın iza ahrece yedahu lem yeked yeraha vemen lem yec'alil Allah'u lehu nuran fema lehu min nurin