Kök Analizi
ق ب ل
17
Kullanım
17
Ayet
4
Anlam
17
Kuran
Kelime Formları (8)
17 sonuçtan 1-17 gösteriliyor
قَبۡلِكُمۡ
kablikum
Anlam:
önce
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki sakınasınız.
قَبۡلِكُمۡ
kablikum
Anlam:
önce
Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere yazıldığı gibi size de yazıldı; umulur ki sakınırsınız.
قَبۡلِكُمۡ
kablilum
Anlam:
önce
Andolsun ki size apaçık ayetler, sizden önce gelip geçmiş olanların örneklerini ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik.
قَبۡلِ
kabli
Anlam:
önce
Eğer onlara bir mehir belirlediğiniz halde kendilerine dokunmadan onları boşarsanız, belirlediğinizin yarısı onlarındır. Ancak kadınların vazgeçmesi veya nikah bağı elinde bulunanın vazgeçmesi başkadır. Vazgeçmeniz takvaya daha yakındır. Aranızdaki fazileti unutmayın. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı görendir.
قَبۡلِ
kabli
Anlam:
önce
Ey iman edenler! Kendisinde alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmadığı bir gün gelmeden önce size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler zalimlerdir.
يُقۡبَلُ
yukbelu
Anlam:
kabul edilir
Ve sakının o günden ki, hiçbir kimse başka biri adına bir şey ödeyemez, ondan şefaat kabul edilmez, ondan bir fidye alınmaz ve onlara yardım da edilmez.
يُقۡبَلُ
yukbelu
Anlam:
kabul edilir
Ve sakının o günden ki, kimse kimse adına bir şey ödeyemez, ondan bir bedel kabul edilmez, ona bir şefaat fayda vermez ve onlara yardım da edilmez.
ٱلۡقِبۡلَةَ
el-kiblete
Anlam:
kıble
İşte böylece sizi orta bir ümmet kıldık ki insanlara şahitler olasınız ve Elçi de size şahit olsun. Senin üzerinde olduğun kıbleyi ancak Elçi'ye uyanı, iki topuğu üzerinde gerisin geri dönenden ayırt edelim diye kıldık. Bu, Allah'ın hidayet verdikleri dışındakilere elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı zayi edecek değildir. Şüphesiz Allah insanlara karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
تَقۡبَلُواْ
takbelu
Anlam:
kabul etmek
Ve o kimseler ki, iffetli kadınlara iftira atarlar, sonra dört şahit getirmezlerse, onlara seksen sopa vurun ve onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte onlar fasıklardır.
قَبۡلُۖ
kablu
Anlam:
önce
İman eden ve salih ameller işleyenleri, altlarından nehirler akan cennetlerle müjdele. Oradan rızık olarak bir meyve sunulduğunda, 'Bu daha önce rızıklandırıldığımız şeydir' derler. Onlara birbirine benzer şekilde sunulmuştur. Onlar için orada tertemiz eşler vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır.
قَبۡلُ
kablu
Anlam:
önce
Onlara Allah katından yanlarındakini doğrulayan bir kitap gelince -ki daha önce inkâr edenlere karşı fetih istiyorlardı- işte o tanıdıkları gelince onu inkâr ettiler. Allah'ın laneti inkârcıların üzerinedir.
قِبۡلَةٗ
kıbleten
Anlam:
kıble
Biz senin yüzünün göğe çevrilip durduğunu elbette görüyoruz. Seni hoşnut olacağın bir kıbleye elbette döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız yüzlerinizi onun tarafına çevirin. Kendilerine kitap verilenler, onun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah onların yaptıklarından gafil değildir.
قِبۡلَتَكَۚ
kıbleteke
Anlam:
kıble
Andolsun ki sen kendilerine kitap verilenlere her türlü ayeti getirsen de onlar senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onların bir kısmı da diğerlerinin kıblesine uymaz. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyarsan, işte o zaman sen de zalimlerden olursun.
قِبۡلَتِهِمُ
kibletihim
Anlam:
kıble
İnsanlardan birtakım beyinsizler, onları üzerinde bulundukları kıblelerinden çeviren nedir? diyecekler. De ki: Doğu da Batı da Allah'ındır. O dilediğini dosdoğru bir yola iletir.
قَبۡلِكَ
kablike
Anlam:
önce
Ve sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler ve ahirete de onlar kesin olarak inanırlar.
قَبۡلِكُمۖ
kablikum
Anlam:
önce
Yoksa siz, sizden öncekilerin misali size gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara darlık ve zorluk dokundu ve sarsıldılar; hatta elçi ve beraberindeki iman edenler Allah'ın yardımı ne zaman dedi. Bilin ki Allah'ın yardımı yakındır.
قَبۡلِهِم
kablihim
Anlam:
önce
Bilmeyenler, Allah bizimle konuşsa ya veya bize bir ayet gelse ya! dediler. Onlardan öncekiler de tıpkı onların söyledikleri gibi söylemişlerdi. Kalpleri birbirine benzedi. Biz, kesin bilgiyle inanan bir toplum için ayetleri apaçık açıkladık.