Kök Analizi
ق و ل
103
Kullanım
68
Ayet
22
Anlam
103
Kuran
Kelime Formları (8)
قَالَ
qala
Anlam:
dedi
Talut ordularla ayrılınca dedi ki: Allah sizi bir nehirle imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir, kim de onu tatmazsa o bendendir; ancak eliyle bir avuç avuçlayan müstesna. Onlardan azı müstesna ondan içtiler. O ve onunla beraber iman edenler onu geçince dediler ki: Bugün bizim Calut ve ordularına karşı gücümüz yoktur. Allah'a kavuşacaklarını düşünenler dediler ki: Nice az topluluk Allah'ın izniyle çok topluluğa galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.
قَالَ
kale
Anlam:
dedi
Allah kendisine hükümdarlık verdiği için Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? İbrahim, 'Rabbim dirilten ve öldürendir' dediğinde o, 'Ben de diriltir ve öldürürüm' demişti. İbrahim, 'Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir' deyince, o inkâr eden şaşırıp kaldı. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
قَالَ
kale
Anlam:
dedi
Hani İbrahim, 'Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster' demişti. 'İnanmadın mı?' dedi. 'Hayır, inandım fakat kalbim mutmain olsun diye' dedi. 'Öyleyse kuşlardan dört tane al, onları kendine alıştır, sonra her dağın üzerine onlardan bir parça koy, sonra onları çağır, sana koşarak gelirler. Bil ki Allah Azizdir, Hakimdir.'
قَالَ
kale
Anlam:
dedi
Hani İbrahim, 'Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster' demişti. 'İnanmadın mı?' dedi. 'Hayır, inandım fakat kalbim mutmain olsun diye' dedi. 'Öyleyse kuşlardan dört tane al, onları kendine alıştır, sonra her dağın üzerine onlardan bir parça koy, sonra onları çağır, sana koşarak gelirler. Bil ki Allah Azizdir, Hakimdir.'
قَالَ
kale
Anlam:
dedi
Hani İbrahim, 'Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster' demişti. 'İnanmadın mı?' dedi. 'Hayır, inandım fakat kalbim mutmain olsun diye' dedi. 'Öyleyse kuşlardan dört tane al, onları kendine alıştır, sonra her dağın üzerine onlardan bir parça koy, sonra onları çağır, sana koşarak gelirler. Bil ki Allah Azizdir, Hakimdir.'
قَالَ
kale
Anlam:
dedi
Hani İbrahim, 'Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster' demişti. 'İnanmadın mı?' dedi. 'Hayır, inandım fakat kalbim mutmain olsun diye' dedi. 'Öyleyse kuşlardan dört tane al, onları kendine alıştır, sonra her dağın üzerine onlardan bir parça koy, sonra onları çağır, sana koşarak gelirler. Bil ki Allah Azizdir, Hakimdir.'
قُلۡ
kul
Anlam:
de ki
Hani sizden söz almıştık ve Tur'u üzerinize kaldırmıştık: Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin demiştik. Onlar, 'İşittik ve isyan ettik' dediler. İnkarları sebebiyle kalplerine buzağı sevgisi içirildi. De ki: Eğer inanıyorsanız, imanınız size ne kötü şey emrediyor!
قُلۡ
kul
Anlam:
de
De ki: Eğer Allah katındaki ahiret yurdu insanlar dışlanarak sadece size özgüyse, eğer doğru sözlüler iseniz ölümü dileyin.
قُلۡ
kul
Anlam:
de
De ki: Kim Cebrail'e düşman ise, şüphesiz onu senin kalbine Allah'ın izniyle, iki elinin arasındakini doğrulayıcı, müminler için bir hidayet ve müjde olarak o indirdi.
قُلۡ
kul
Anlam:
de
Ve dediler ki: Yahudi veya Hristiyan olanlardan başkası asla cennete girmeyecek. Bu onların kuruntularıdır. De ki: Eğer doğru söyleyenler iseniz delilinizi getirin.
قُلۡ
kul
Anlam:
de
Yahudiler ve Hristiyanlar, sen onların milletine uymadıkça senden asla razı olmayacaklardır. De ki: Şüphesiz Allah'ın rehberliği, asıl rehberliğin ta kendisidir. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyarsan, senin için Allah'tan ne bir koruyucu ne de bir yardımcı vardır.
قُلۡ
kul
Anlam:
de
Yahudi veya Hristiyan olun ki hidayete eresiniz dediler. De ki: Bilakis hanif olan İbrahim'in milleti. O ortak koşanlardan değildi.
قُلۡ
qul
Anlam:
de
De ki: Allah bizim de Rabbimiz sizin de Rabbiniz iken O'nun hakkında bizimle tartışıyor musunuz? Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz sizedir ve biz O'na ihlasla bağlıyız.
قُلۡ
kul
Anlam:
de ki
Yoksa İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarının Yahudi veya Hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: Siz mi daha iyi biliyorsunuz yoksa Allah mı? Yanındaki Allah'tan gelen bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.
قُلۡ
kul
Anlam:
de ki
Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayırdan ne infak ederseniz o, ana-baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayırdan ne yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilendir.
قُلۡ
kul
Anlam:
de ki
Sana haram ayı, onda savaşmayı soruyorlar. De ki: Onda savaşmak büyüktür. Ancak Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, Mescid-i Haram'ı men etmek ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyüktür. Fitne öldürmekten daha büyüktür. Eğer güçleri yeterse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner ve kafir olarak ölürse, işte onların amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar ateşin arkadaşlarıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır.
قُلۡ
kul
Anlam:
de ki
Dünyada ve ahirette. Sana yetimleri soruyorlar. De ki: Onlar için ıslah hayırlıdır. Eğer onlarla bir arada yaşarsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah bozguncuyu ıslah ediciden ayırmasını bilir. Eğer Allah dileseydi sizi zahmete sokardı. Şüphesiz Allah Azizdir, Hakimdir.
قُلۡ
kul
Anlam:
de ki
Sana ay halini soruyorlar. De ki: O bir ezadır. Ay hali süresince kadınlardan uzak durun ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın. Şüphesiz Allah çokça tövbe edenleri sever ve çokça temizlenenleri sever.
قَالُواْ
kalu
Anlam:
dediler
İman eden ve salih ameller işleyenleri, altlarından nehirler akan cennetlerle müjdele. Oradan rızık olarak bir meyve sunulduğunda, 'Bu daha önce rızıklandırıldığımız şeydir' derler. Onlara birbirine benzer şekilde sunulmuştur. Onlar için orada tertemiz eşler vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır.
قَالُواْ
kalu
Anlam:
dediler
Dediler: Seni tenzih ederiz, bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen Alim, Hakim olansın.